Ana içeriğe atla

Akademik Unvan Konusu

Eğer bu camiaya uzaksanız unvan/ünvan konusunun ne derecede (!) önemli olduğunu pek bilemeyebilirsiniz. Türk akademik camiasında unvan(bundan sonra böyle diyeceğim) her şeydir. Gerisi teferruattır. Bilenler bilir...

Demiştik. Unvan önemli diye. Akademisyenler içerisinde hayat, memat meselesi olan bu unvanlar ancak sahipleri tarafından bir türlü doğru yazılmaz ya da ne anlama geldiklerini - abartmıyorum -%80'i bilmez. Peki doğruları nedir? Bu yazının konusu bu olacak. Dilim döndüğünce.

Aslında akademik unvanlar ülkeden ülkeye hatta bilim dalından bilim dalına bile çok değişkenlik göstermekte. Aşağıda Engin Arık hocanın blogundan derlediğim genel bir unvan açıklaması var. Kaynaklar : [1], [2], [3], [4]

Öncelikle Unvan / Ünvan konusunu açıklığa kavuşturalım. TDK sözlüğüne göre doğru yazılış unvan. Yani isim, san manasında. Ünvan diye kullanımları da var ancak Türkçe Dili Resmi Sözlüğüne göre UNVAN.

Akademik unvanlar ülkemizde Resmi olarak 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu tarafından belirlenmekte. Yasada öğretim üyeleri, öğretim görevlileri, okutmanlar ve öğretim yardımcıları adı altında unvanlar ve nelere karşılık geldikleri açıklanıyor. Profesör, Doçent, Yardımcı Doçent unvanları "Öğretim Üyelerini", Öğretim yardımcıları ise "Araştırma Görevlisi, Uzmanlar, çeviriciler ve eğitim - öğretim planlamacılarını ifade ediyor. Bu gurupların ve unvanların yetki ve tanımları da ayrıca yasada açıklanmış. Öğretim görevlisi ve uzmanlar ise herhangi bir gurup içerisinde tanımlanmamış.

Kendi iç işlerimizde yurt dışı sisteminden bağımsız olarak unvanlarımızı yalan yanlış yazarak kullanıyoruz. Herkes birbirini anlıyor da iş yurt dışına gelince karışıyor. Ya anlamıyorlar ya da komik durumlara düşüyoruz genelde.

"Proffess" kelimesinin ingilizce dilindeki karşılığı "öğretmek" demek. Dolayısı ile Professor "öğretici" anlamında kullanılan bir unvan. Ingilterede ise bu durum "Lecture" eş anlamlı kelimesi ile ifade ediliyor. Yani Proffess = Lecture. Dolayısı ile Proffessor orada Lecturer diye anılıyor. Bizde Profesör'ün ya da üniversitede ders veren kişi manasında tam bir kelime karşılığı yok. "Hoca" deniyor ama -mecburen sık kullanmama rağmen- fonetiği hem çok kaba (Türkçe değil) hemde bilim uğraşını çok karşılamıyor. Yasa da bir tanım var ancak oda sığ bir tanım. Anlamı karşılamıyor sadece işi fiilini tanımlıyor.

Proffessor unvanı sabit bir unvandır. Bu sizin öğretebilecek kadar bilgiye sahip olduğunuzu gösterir ve kişinin çalıştığı üniversite bu unvanı verir. Her üniversitenin kendine göre de proffessor kriterleri vardır. Dolayısıyla çarşıda, pazarda, sokakta, barda, gazetede, TV'de insanlar ben profesörüm diye yurt dışında dolaşmazlar. Ama bizde bol miktarda görebilirsiniz. Hatta ben biliyorum mekan açanı bile var!.

Proffessor 'un tenure (bizdeki karşılığı kadro'lu) olabilmesi için bazı şartlar var. Tenure ne demek ?. Bir üniversitenin size emekli olana kadar çalışma garantisi vermesi demek. Dolayısı ile siz bir üniversitede önce sözleşmeli olarak kendi rüştünüzü ispatlayana kadar çalışmanız gerekir. İşte bu durum Assistant Proffessor diye geçer. Yani bizde bilindiği üzere Profesör yardımcısı anlamındaki Yardımcı Doçent değil. Doçent ise ABD'de "associate professor" ünvanına karşılık gelir ve "assoc. prof." diye kısaltılır. Bunun anlamı tenure almış kişi demektir. Yani ömür boyu iş ve akademik güvencesi vardır.

Assistant Proffessor ise profesör asistanı demek değildir. Assistant Professor, Associate Professor (doçent), Professor bunların hepsi profess ettikleri için yani "öğretebilecek kadar bilgiye sahip oldukları için" professor'dur (filmlerde falan şahit olmuşsunuzdur). Associate olmaları tenure (ömür boyu ya da emekli olana kadar iş garantisi) almaları ile alakalıdır. Bu genelde 6 senelik bir asst. prof. sürecinde gerçekleşmesi beklenir.

Toparlarsak; Yardımcı doçent (Asst.Prof) bir şeye yardım etmez, güdükçe yapılan çeviri hatası ile anlaşıldığı üzere öğretim üyesi yardımcısı falan değildir. Öğretim üyesidir. Genelde ve çoğunlukla doktorası olan kişilerin alabileceği bir unvandır. Ülkemizde bu unvanın yazılışında yapılan genel bir hata Asst. Prof. şeklinde değilde Ass.Prof. şeklinde yazılmasıdır. Ass kelimesinin ingilizce karşılığına lütfen bakınız. Neden böyle bir hata yapıldığının cevabını sayın hocalarımızın yabancı dil bilgilerinin enginliğinde görebilir, bulabilirsiniz.

Buraya kadar tamam. Dolayısı ile Proffessor bir akademik unvan!. Ülkemiz karşılığı'da  Yardımcı Doçent, Doçent, Profesör bir akademik unvan. Gelelim Dr (Doktora) derecesine.

"Doctor" yani doktora bir akademik unvan değil, en yüksek eğitim derecesidir. Plagiarism/intihal (Akademik hırsızlık) falan yapmazsanız bu eğitim derecesini sizden kimse alamaz, yaparsanız zaman aşımı falan olmaz, soruşturma sonucu ispatlanırsa doktoranız alınır/alınabilir, isterseniz MIT'de Harvard'da çok ünlü bir profesör olun. Farketmez. Ama "assistant profesor" bir ünvandır. Diğer Unvanlar gibi çalıştığınız üniversite tarafından verilir. Elma ile armut aynı şey olmadığı için yan yana yani Doctor unvanı ile birlikte yazılmaz.

Doktora çoğunlukla sosyal bilimler alanında Ph.D. (Doctor of Philosophy ya da Philosophy of Doctorate [bu felsefe doktoru demek değildir!!]) olarak kısaltılır. Ama başka başka çeşitleri de var Psy.D., Sc.D. Md.D. Ing.Dr. vs. ancak Ülkemizde bu kadar detay kullanılmaz. Hepsi Dr. dur. Nasıl sa sürekli yanlış kullanılıyor ya...

Diğer bir konu, bu işler ile uğraşan bir kişi "assistant, associate, professor" ünvanı taşıyorsa neyin professor'ü (yardımcı , doçenti, doçenti, profesörü) olduğu önemlidir. Yani doktorun/doktoranın yardımcı doçenti, doçenti, profesörü olmaz. Bu ünvanı aldınız diye başka üniversitelerde , sokakta  bütün yükseköğretim dallarında bu unvana sahipsiniz demek değildir . Yani bir kişi "assistant professor of X" olur. Örneğin, Assistant Professor of Psychology, Associate (ya da) Professor of Physics, vb. Dikkat edin Dr. ya da Ph.D. kısaltmaları yok.

Bunuda toparlayalım. Dr. ya da PhD. unvanı sizin almış olduğunuz eğitim derecenizi Proffessor unvanı ise sizin öğretim yapacak kadar bilgiye sahip olma derecenizi bir üniversite tarafından kabul edildiği takdirde o üniversitede ders verebilmek için kullanılır. Ancak genel bir uygulama olarak Proffessor olabilmeniz için günümüzde Dr. ya da Ph.D. derecesinde eğitime sahip olmanız gereklidir.

Unvanlar nasıl yazılacak peki ?. Özellikle yurtdışı yazışmalarda ?

İsim Soyisim, Ph.D.
Assistant Professor of X
Adresiniz.

İsterseniz şöyle de yazabilirsiniz (Ph.D. ekleyerek veya eklemeden):

İsim Soyisim
Assistant Professor of X
Adresiniz.

Ya da (Ph.D .ekleyerek veya eklemeden):

İsim Soyisim, Ph.D.
Assistant Professor
Department of X
Y University
Adres

Dikkat: PHD değil, PhD veya Ph.D. Soyismi büyük yazmanıza gerek yok. Adresle bölüm/üniversite adresi kastedilmiştir.

Buna ek olarak yerli yazışmalarda da şu şekilde uygulanması daha doğru olacağı düşüncesindeyim.

İsim Soyisim, Dr.
X Oktumanı / Öğretim Görevlisi / Yardımcı Doçenti / Doçenti / Profesörü
Adresiniz.

İsterseniz şöyle de yazabilirsiniz (Dr. ekleyerek veya eklemeden):

İsim Soyisim
X Oktumanı / Öğretim Görevlisi / Yardımcı Doçenti / Doçenti / Profesörü
Adresiniz.

ya da (Dr. ekleyerek veya eklemeden):

İsim Soyisim, Dr.
Okutman / Öğretim Görevlisi / Yardımcı Doçent / Doçent / Profesör
X Fakültesi / Y Ana Bilim Dalı
Z Üniversitesi
Adres


Gelelim Okutmanlara. (Okt.)

Yurt dışında böyle bir kadro tanımlaması yok. Ülkemizde okutmanlar camiada YÖK dersi olarak bilinen ve tüm birinci sınıf üniversite öğrencilerinin "okuması" gereken Temel Matematik, Temel Türk Dili, Temel Atatürk İlkeleri ve Inkılap Tarihi, Temel Yabancı Diller  derslerini verenlerdir. Bu derslerin ileri ya da bilim alanı olarak spesifik halini öğretim görevlileri, öğretim üyeleri verir. Örneğin Matematık I. olarak geçen dersi okutman verebilir ancak Diferansiyel Denklemler Dersini Öğretim görevlisi ya da öğretim üyesi verir genelde.

Öğretim Görevlileri. (Öğr. Gör.)

Ülkemizde bu unvan öğretim üyesi gibi de çalışır, idari personel gibi de çalışır. Hatta daire başkanı, Fakülte sekteri hatta genel sekreter gibi ileri idari konumlarda da görev yapar. Her yere ve kalıba girebilir. Türlerine göre dışarıdan, sözleşmeli ve tam kadrolu olabilir. Her şey olur kısacası. Tek farkla; Lisans üstü tüm çalışmalarda yürütücü görevi yapamaz Eğer Dr. derecesinde eğitim düzeyi var ise gerekli hallerde lisans üstü derslere girebilir ve dersi verebilir ancak Danışmanlık ya da Tez, Proje yürütücülüğü gibi işlerde yetkili değildir. Yurt dışında karşılığı yok maalesef. Genelde yurt dışı yazışmalarda Lecture olarak ifade edilir.

Araştırma Görevlilerine.(Arş.Gör.)

Amerika'da bu unvana direk karşılık gelen bir unvan/title yok. Böyle daimi de bir kadro yok. Ancak bu pozisyonun karşılığına denk gelebilecek 3 pozisyondan bahsedebiliriz:

Research Assistant.
Kısaltmalar ülkemde çok sevildiği için hemen kısaltmasını da verelim :) RA (ar-ey) olarak kısaltılır. Araştırma Asistanı olarak çevirebiliriz. Bunlar genelde lisansüstü eğitim (doktora veya belki master) yapan kişiler laboratuvar ortamında (veya değil) ama bütçeli mütçeli bir araştırmada çalışırlar. Nadiren de olsa lisansüstü ve lisans öğrencisini ayrıştırmak için "graduate research assistant" (lisansüstü araştırma asistanı) ve nadiren de olsa "undergraduate research assistant" (lisans [öğrencisi] araştırma asistanı) olarak da adlandırılabilir.

Teaching Assistant.
TA (ti-ey) olarak kısaltılır. Öğretim Asistanı olarak çevirebiliriz. Nadiren de olsa lisans öğrencisi olabilecekleri gibi yine RA gibi lisansüstü yapan kişilerdir. İki gruba ayrılır:
Dersin tüm sorumluluğunu alan genelde doktora yapan kişiler. Yani bir öğretim üyesi gibi dersi hazırlayan sunan sınavlarını yapan kişiler. Bazen "graduate lecturer" gibi de adlandırılabilir.
Bir öğretim üyesine dersin hazırlanması veya değerlendirmesinde (sınav okumaya yardım gibi) yardımcı olan kişiler.

Administrative Assistant.
AA (ey-ey) olarak kısaltılır. Yönetim Asistanı olarak çevirebiliriz. Bu kişiler yine lisans veya lisansüstü öğrencileri olup bölüm yöneticilerine yönetim işlerinde yardımcı olurlar. Toplantı tutanağı tutmak, dosyaları hazırlamak vs. gibi.

Üniversiteden üniversiteye değişmekle birlikte, genel olarak Türkiye'deki araştırma görevlilerinden beklenen şey üçü bir arada olmaları. Yani hem RA hem TA hem de AA. Genelde ve çoğunlukla sekreter ve AA, böylelikle --ne yazık ki-- bölüme alınması gereken bir sekreter maaşından tasarruf edilmiş oluyor.

Son olarak Öğretim Elemanları.

Bu bir unvan değildir !. Bu bir kategori adıdır. Üniversite içerisindeki bizim yükseköğretim kanunumuza göre tanımlanan tüm öğretimden sorumlu unvanlar için genel bir addır. Yani Öğretim Elemanları denilince Öğretim Üyelerinden, Eğitim Planlamacısına kadar yasada öğretim faaliyetlerinden sorumlu kim var ise o işaret edilir. Yoksa bu bir unvan değildir. Ancak uygulamada artık kibirden mi desem ne desem kendisini öğretim elemanı kategorisine sokmayan, her yerde manasız bir şekilde öğretim üyeliğini (neyse artık) farklı tutan bir sürü hocamız(!) bulunmakta. Öğretim üyeleri, görevlileri, Okutman, uzman, araştırma görevlileri vs hepsi "öğretim elemanı" gurubuna dahildir. Bunların dışında kendilerinin unvanlarından bile bi haber arkadaşlarda yok değil. Öğretim elemanı  = öğretim görevlisi, okutman değildir. Bu gariplere de ben bir şey demiyorum. Diyemiyorum. Hep öğretim üyelerine yüklenmeyelim. Diğerleride ayrı bir konu.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

2015 biterken

Herkesin adeti olduğu üzere sene sonu değerlendirmeler vs. bir çok şey yazılır. Ben protest bir tavır sergileyip yazmayacaktım. Yazacak pek bir şey yok açıkçası. Boktan sıkıntılı bir yıl geçti işte. Rutin de geçen bir yıl. Kendime katkısı elbette oldu, boş boş oturmadım. Pek çok şey yaptım. Kendi servetime(!) pek çok eklemeler yaptım, genişlettim. Önceki yıla göre kendimi çok daha farklı hissediyorum açıkçası. Ancak yaptıklarım şu durumda envanterini çıkartma gereğini duymadığım şeyler. Klasik her orta yaş ailesinde yaşanan şeyler bende de yaşandı. Annem ile Bababım ve hatta Annanemin hastalıkları (Babamımkiler daha ağırdı. Bir kaç kez direkten döndük :( ) çocuklar, iş ile ilgili saçma sapan bir yıl, %99'u aptal ve yarım akıllı meslektaşlarla, insanlara geçen, heba olan zaman ve sinirler derken bir yıl geçti. Bunlar bir yana biraz önce Twitter'da gördüğüm bir haber beni cidden çok üzdü. O yüzden bu blog girdisini yazıyorum.

Lamartine güzel bir laf etmiş. Demiş ki; "Bir i…

Şirketim Güzel Şirketim

İlk kez Hafıza Kırıntısı serisine bir saplama yapıp başka bir konuda "Fikrimi" belirtiyorum. Çünkü doldum yine. Bir şekilde boşaltmam lazım zihnimi. Çünkü bu beni rahatsız ediyor.

Son zamanlarda, yıllarda ülkede bir girişim saçmalığı almış başını gidiyor. Saçmalık diyorum çünkü yapılan organizasyonlar oluşturulmaya çalışılan girişimler vs hepsinde ciddi yapısal ve fikri sorunlar var. Ülkede ,genel olarak en iyisini yaptığımız, sadece "mış gibi" yapıp olayı kapatıyoruz. Doğal olarak bu işinde piyasasında ve sektöründe burada saymayacağım bir kaç kafada, şanslı tipler var. Onlarda şişik egolarını dahada katlamak için yoğun çaba içerisinde. Ama ortada iş filan yok. Sadece "yaparmış gibi yapmak" var. Yoğun bir şekilde yüksek meblağlar dönüyor ortada. Ama bu kimin parası nasıl ortaya çıktı soran yok. Bunlar olurken bu tiplerde burada oluşturulan bol "aaayyy ne başarılı. Biliyor musun sıfırdan gelmiş." kalesinde mutlu mesut hiç bir işe yaramadan yaşıy…