Ana içeriğe atla

2015 biterken

Herkesin adeti olduğu üzere sene sonu değerlendirmeler vs. bir çok şey yazılır. Ben protest bir tavır sergileyip yazmayacaktım. Yazacak pek bir şey yok açıkçası. Boktan sıkıntılı bir yıl geçti işte. Rutin de geçen bir yıl. Kendime katkısı elbette oldu, boş boş oturmadım. Pek çok şey yaptım. Kendi servetime(!) pek çok eklemeler yaptım, genişlettim. Önceki yıla göre kendimi çok daha farklı hissediyorum açıkçası. Ancak yaptıklarım şu durumda envanterini çıkartma gereğini duymadığım şeyler. Klasik her orta yaş ailesinde yaşanan şeyler bende de yaşandı. Annem ile Bababım ve hatta Annanemin hastalıkları (Babamımkiler daha ağırdı. Bir kaç kez direkten döndük :( ) çocuklar, iş ile ilgili saçma sapan bir yıl, %99'u aptal ve yarım akıllı meslektaşlarla, insanlara geçen, heba olan zaman ve sinirler derken bir yıl geçti. Bunlar bir yana biraz önce Twitter'da gördüğüm bir haber beni cidden çok üzdü. O yüzden bu blog girdisini yazıyorum.

Lamartine güzel bir laf etmiş. Demiş ki; "Bir insan ölür, dünya nüfusu azalmış gibi olur". İşte bu insanda böyle bir insan. Ian Murdock. Kim derseniz kenisi Debian Linux dağıtımının yaratıcısı 42 yaşında nedeni şu anda belirli olmayan bir sebepten dolayı vefat etmiş . Bu yıl cidden aldığım en kötü haberdi benim .( Amman diyeyim 31 aralık yarın daha kötüsü'de olabilme ihtimali hala var. Zira babam hala yoğun bakımda :( )

Özgür yazılım, Linux işletim sistemi gibi konularla haşır neşir olan birisi nedemek istediğimi hemen anlayacaktır zaten. Olmayanlar içinde şunu söyleyim. Debian şu anda dünya da bilinen tüm web sunucularının %11'inde çalışmakta.  ve Linux dağıtımları içerisinde en çok kullanılan Dağıtım olmakla ünlüdür kendileri. Ubuntu Linux 'un dünyadaki popülaritesini sağlayan ana dağıtım olmakla meşhurdur kendileri.

Benim açımdan ise nice geceler karşısında sabahladığım. Pek çok web sitesini, web uygulamasını üzerinde kodladığım, pek çok projemin, dersimin üzerinde hazırladığım, hala üniversitede kendi işlerim için bir sanal makinede web server olarak koşturduğum ana işletim sistemim idi Debian. Ian'ı ne tanıdım ne de gördüm canlı olarak şimdiye kadar. Ancak -bunu anlamayabilirsiniz- her zaman bir hissiyatımız vardı. Çünkü DebIAN'a ruhunu akıtmıştı resmen ve şimdi yok :( . Insan bir acayip oluyor. Sanki bütün kodlarım sistemlerim ve makinelerim çökmüş gibi hissediyorum. Bu güne kadar sadece iki temel sistem kullandım. Birisi FreeBSD birisi Debiandı. Hala da öyle. Dünyaya çok büyük bir eser bıraktı gitti.

Bu haberi almadan hemen önce Paul Graham'ın Hackers and Painters adlı müthiş bir zeka ürünü olan kitabını okuyordum. Sayfa 121'de şunu diyor.

"Kısa bir süre öncesine kadar bilim adamları, yarattıkları serveti, verimli bir şekilde dünyaya bağışlıyorlardı. Penisilini bildiğimiz için daha zenginiz. Çünkü enfeksiyonlardan ötürü ölme riskimiz daha düşük. Servet insanlar neyi istiyorlarsa odur. Ölmemek kesinlikle istediğimiz bir şey. Programcılarda genel olarak çalışmalarını, genellikle herkesin ücretsiz olarak kullanabileceği açık kaynak kodu yazılımlar geliştirerek bağışlarlar. Şu anda kullandığım bilgisayarda çalıştırdığım FreeBSD işletim sistemi sayesinde daha zenginim. Yahoo'da daha zengin, çünkü bu işletim sistemini bütün sunucularında kullanıyor."
Bende dahil olmak üzere dünya üzerinde milyonlarca kişinin kişisel bilgisayarları ve yüzbinlerce sunucu bilgisayar, bu donanımların sahibi olan şirketler, kişiler Ian Murdock sayesinde daha zengin servetleri daha kabarık.

Bazı insanların kaybı insanlık için çok büyük kayıptır. O insanları hiç tanımasanızda yoklukları sizde bir sızı bir sıkıntı bırakır. Tanımasanızda varlıklarından, eserlerinden güç alırsınız, yokluklarıda sizde bir eksiklik yaratır ya  Ian'da böyle bir insandı. Hiç tanımama rağmen, hiç görmeme rağmen bu kadar üzüntüye sebep oldu. Zaman bize de böyle bir insan olabilmeyi, insanlığa bu kadar büyük eserler bırakmayı nasip eder mi acaba ?

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Akademik Unvan Konusu

Eğer bu camiaya uzaksanız unvan/ünvan konusunun ne derecede (!) önemli olduğunu pek bilemeyebilirsiniz. Türk akademik camiasında unvan(bundan sonra böyle diyeceğim) her şeydir. Gerisi teferruattır. Bilenler bilir...

Demiştik. Unvan önemli diye. Akademisyenler içerisinde hayat, memat meselesi olan bu unvanlar ancak sahipleri tarafından bir türlü doğru yazılmaz ya da ne anlama geldiklerini - abartmıyorum -%80'i bilmez. Peki doğruları nedir? Bu yazının konusu bu olacak. Dilim döndüğünce.

Aslında akademik unvanlar ülkeden ülkeye hatta bilim dalından bilim dalına bile çok değişkenlik göstermekte. Aşağıda Engin Arık hocanın blogundan derlediğim genel bir unvan açıklaması var. Kaynaklar : [1], [2], [3], [4]

Öncelikle Unvan / Ünvan konusunu açıklığa kavuşturalım. TDK sözlüğüne göre doğru yazılış unvan. Yani isim, san manasında. Ünvan diye kullanımları da var ancak Türkçe Dili Resmi Sözlüğüne göre UNVAN.

Akademik unvanlar ülkemizde Resmi olarak 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu tarafından be…

Şirketim Güzel Şirketim

İlk kez Hafıza Kırıntısı serisine bir saplama yapıp başka bir konuda "Fikrimi" belirtiyorum. Çünkü doldum yine. Bir şekilde boşaltmam lazım zihnimi. Çünkü bu beni rahatsız ediyor.

Son zamanlarda, yıllarda ülkede bir girişim saçmalığı almış başını gidiyor. Saçmalık diyorum çünkü yapılan organizasyonlar oluşturulmaya çalışılan girişimler vs hepsinde ciddi yapısal ve fikri sorunlar var. Ülkede ,genel olarak en iyisini yaptığımız, sadece "mış gibi" yapıp olayı kapatıyoruz. Doğal olarak bu işinde piyasasında ve sektöründe burada saymayacağım bir kaç kafada, şanslı tipler var. Onlarda şişik egolarını dahada katlamak için yoğun çaba içerisinde. Ama ortada iş filan yok. Sadece "yaparmış gibi yapmak" var. Yoğun bir şekilde yüksek meblağlar dönüyor ortada. Ama bu kimin parası nasıl ortaya çıktı soran yok. Bunlar olurken bu tiplerde burada oluşturulan bol "aaayyy ne başarılı. Biliyor musun sıfırdan gelmiş." kalesinde mutlu mesut hiç bir işe yaramadan yaşıy…