Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Mayıs, 2015 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Hafıza Kırıntıları -20

- Kitap okuyan insanlar genellikle okumayanlara göre daha mutsuzdur. Ancak bu kitap okuyanların ya da çok okuyanların okudukları şeylere üzüldükleri anlamına gelmez. Okuyan insanın genel olarak farkındalığı artar. İşte insanı mutsuz yapanda budur. Yani farkında olduğu şeylere üzülür insan okuduklarına değil. Çünki insanın aslında kendisine çevresine ve yaşam denen bu fenomene dair farkına vardığı şeylerin büyük bir kısmı oldukça acı ve keskin şeylerdir. İşte bu yüzden Gerek Nietzsche gerekse de Wilheim Goethe benzer şeyler söylemiştir. "İnsanın okudukça can sıkıntısı artar". Dostoyevski'ninde da insan üzerine yazdığı eşsiz eserlerdeki kasvette bu yüzdendir. Farkındalık. Okumayan insanın genel olarak mutluluğu ve basitliği'de buradadır. Çoğu şeyin farkında olmadığı, olamadığı ve hatta olamayacağı için mutludur. Bu durumda asıl sorun ortaya çıkar. Cahillikteki mutluluğumu tercih edeceğiz yoksa bilgelikteki üzüntüyü mü?...

- İnsanları önceden yaptıkları iyilikleri korur…

Hafıza Kırıntıları -19

Bir örgüt sürekli olarak bir lider bekliyorsa ya da lidere ihtiyaç duyuyorsa o örgütün aslında aciziyetindendir. Örgütün lidere ihtiyaç duyması; sürekli olarak kurtarılmayı beklemesi  ve bu beklentilerden sonra orta ve uzun vade de biat etme alışkanlığı kazanmasındandır. Buda aslında örgütün acizliğidir, örgütü oluşturan bireylerin kendi kendilerini kontrol edememeleri, idare edememelerindendir. Bu kontrolsüzlüğün tek sebebide tembelliktir.

Dolayısı ile böyle örgütlerle "büyük umutlar ile gelen, getirilen liderler" bir zaman sonra ya da en başında örgütün bu aciziyetini anlayacaklar ve örgütü istedikleri gibi yöneteceklerdir, sömüreceklerdir. Bu örgütsel aciziyetin lidere vermiş olduğu "haklı" güç bir süre sonra örgüt içerisinde dikta rejimi oluşacaktır. Ancak bu durumda liderin suçu ya da kötülüğü de değildir. Örgüt bir yerde de bunun böyle olmasını hak etmiştir. Çünkü örgütün içerisindeki tüm bireyler lider beklentisi ile "yönetilmeyi" canı gönülden ist…

Hafıza Kırıntıları -18

- Sonunda anladım ki ; bu dünyada gerçekten ama gerçekten uğraştığımız şeyler boş. Kendimde dahil olmak üzere insanların tamamı neden olduğu belli olmayan, anlamsız yaşam formlarından ibaret. Sadece yaşamak ve tüketmek eyleminde bulunuyorlar. Yaptığımız hiç bir şeyin saf gerçeklik içerisinde anlamı yok. Teknoloji, bilim, ekonomi vs. vs.  Değmiyor hiç bir şey için. Çünkü an geliyor bir şey oluyor ve gerçeklikle karşılaşıyorsunuz ancak sizin onla karşılaşmanız dahi gerçekliğin umurunda bile değil ve hatta insanlarında. Elbette kendimizi zamanın akışına bırakmayalım, asgari müşterekte yaşamamızı gerektiren ne varsa yerine getirelim, sorumluluklarımızı yerine getirelim ve bunun için mücadelemizi verelim. Ancak asgari müşterekte. Fazlası kahramanlık, liderlik, önderlik, insanlık gibi ifade edilen o manasız kavramlara giriyor. Siz olsanız da olmasanız da akıyor zaman ve onun için hiç bir canlı önemli değil.

Kısacası; olan oluyor. Olan olduğu ile kalıyor ve kurcalarsanız ya da müdahale etme…